CIN

  CIN 1: Epitelin 1/3 alt kısmında hücre dizilişi ve yapı bozukluğu mevcuttur (hafif displazi CIN 2: Epitelin 2/3 kısmında hücre dizilişi ve yapı bozukluğu vardır (orta derecede displazi) CIN 3: Epitelin tam katında hücre dizilişi ve yapı bozukluğu mevcuttur (şiddetli displazi ve karsinoma in situ) Rahim ağzı kanseri ve bu dokudan gelişen kanser öncüsüOkumaya devam edin “CIN”

EPİTELYAL OVER KANSERİ

Ortalama görülme yaşı: 59’dur. En sık 60-64 yaşlar arasında tanı konur. Bir kadının yaşamı boyunca over kanserine yakalanma riski %1.4’tür (1/70). Tanıda olguların %70’i ileri evrededir. Beş yıllık yaşam %30-40 arasındadır (Tüm evreler için). Tüm over Ca’lı olguların %5’inden azında familyal veya herediter geçiş görülebilir. Kombine tip OK kullanımı süresince her yıl için over CaOkumaya devam edin “EPİTELYAL OVER KANSERİ”

Endometrium kanseri

Rahim kanseri, üreme organlarının kanserleri içinde en sık görülenidir. Elli yaş üzerindeki kadınlarda görülen bu kanser genellikle menopoz döneminden sonra ortaya çıkar. Rahim kanseri, rahim içini döşeyen endometrial hücrelerden geliştiğinden endometrial kanser olarak da adlandırılır. Östrojen ve progesteron arasındaki dengenin bozulması endometrial kanser gelişiminde önemli rol oynar. Endometrial hücreler uzun süre yüksek dozda östrojene mağruzOkumaya devam edin “Endometrium kanseri”

Endometrial Hiperplazi

İlk kez 20. yüzyılın başlarında Dünya’da jinekolojinin önemli isimlerinden biri olan Dr. Cullen endometium kanserine dönüşebildiğini saptadığı bir histolojik durum tanımladı. Cullen’in açtığı yoldan ilerleyen diğer araştırmacılar bu tabloya endometiral hiperplazi adını verdiler ve 1947 yılında Dr.Gusberg bu hastalığın sınıflamasını yaptı. Endometrial hiperplazi olarak tanımlanan bu tablo, fazla östrojen aktivitesine bağlı olarak endometriumu oluşturan hücrelerinOkumaya devam edin “Endometrial Hiperplazi”

Serviks kanseri (Rahimağzı kanseri)

Rahim ağzı rahmin vajinaya açılan boyun kısmıdır. Rahim ağzı kanseri jinekolojik kanserler içinde 2. sıklıkta görülen kanserdir.  Pap smear incelemesinin yaygınlaşması ile rahim ağzı kanserinin görülme sıklığı azalmıştır. Kanser displazi olarak adlandırılan hafif formu ile başlar ve ilerler. Anormal hücre büyümesi genellikle 25-35 yaşları arasında başlar. Bu hücreler prekanseröz (öncül kanser hücresi) olarak değerlendirilir. ZamanlaOkumaya devam edin “Serviks kanseri (Rahimağzı kanseri)”

HPV

HPV  En yaygın seksüel geçişli hastalıktır. Serviks kanserli hastaların neredeyse %100’ü HPV infeksiyon bulguları taşımaktadır  . Sebat eden onkogenik HPV infeksiyonu serviksin prekanseröz ve kanseröz lezyonları için en kuvvetli risk faktörüdür. Serviks kanseri dünyada meme  kanserinden sonra 2. sıklıkta görülen malignitedir. En yoğun görüldüğü dönem 50-55 yaş arasıdır. Tarama metodlarını etkili olarak uygulayan ülkelerde (papOkumaya devam edin “HPV”

Pap Smear

Pap smear testi rahim ağzındaki prekanseröz lezyonları belirlemek için yapılan tarama testidir. Jinekolojik muayene sırasında rahim ağzından hücre sürüntüsü alınır. Bu hücreler patoloji laboratuvarlarında incelenir. 18-65 yaş arasındaki kadınlara risk faktörleri gözönüne alınarak 1-3 yıl aralarla Pap smear testi yaptırmaları önerilir. İlk test 18 yaşında veya cinsel aktivite başladığında yapılmalıdır. 3 yıl boyunca her yılOkumaya devam edin “Pap Smear”

Kolposkopi

Serviks yani rahim ağzı kanseri kadın üreme sistemi kanserleri arasında sık görülen ancak önlenebilir kanserlerden birisidir. Önlenebilir olmasının temel nedeni düzenli yapılan PAP smear incelemeleri ile hastalığın çok erken dönemlerde fark edilebilmesidir. Buna karşılık PAP smear temelde tanı koyduran bir test değildir. Şüpheli durumların fark edilerek kesin tanı koyduran testlerin yapılaması gerektiğini işaret eden birOkumaya devam edin “Kolposkopi”

ASCUS VE LGSIL DE YÜKSEK ONKOJENİK RİSKLİ HPV DNA TESTİ VE KOLPOSKOPİK BİYOPSİ

ASCUS tespit edilen hastalarda takip stratejisi olarak direkt kolposkopi,  6 aylık smear tekrarı, yada yüksek onkojenik riskli HPV tespit edilen hastalarda kolposkopik incelemedir. Daha önceden yapılan çalışmalarda yüksek onkojenik riskli HPV DNA testinin sitolojiye eklenmesinin servikal intraepitelyal neoplaziyi tanımadaki sensitivitesinin daha yüksek olduğu bulunmuştur ve gereksiz kolposkopi sıklığını azaltmıştır. Düşük dereceli sitolojik anomalilerin çoğunun kendiliğinden geçtiğiniOkumaya devam edin “ASCUS VE LGSIL DE YÜKSEK ONKOJENİK RİSKLİ HPV DNA TESTİ VE KOLPOSKOPİK BİYOPSİ”